Bir tebessümün ardında saklı usta…

1954 yılında Baf’ın Susuz köyünde dünyaya gelen Alper Susuzlu, yalnızca sanat üreten bir isim değil; Kıbrıs’ın ruhunu satır aralarına, çizgilere ve sahne ışıklarına işleyen bir hafızaydı.

Onun kalemi sıradan bir kalem değildi.
Bir yüz ifadesini, bir sokak hikâyesini, bir toplumsal yarayı birkaç çizgiyle anlatabilecek kadar güçlüydü. Karikatürlerinde tebessüm vardı ama o tebessümün ardında derin bir düşünce gizliydi. Güldürürken fark ettiren, fark ettirirken sorgulatan bir dili vardı.

Sanat yolculuğu resimle başladı. 1970’te tuvalle kurduğu bağ, 1979’da tiyatro sahnesine, 1982’de karikatüre dönüştü. 1979-1988 yılları arasında yönetmenlik ve oyunculuk yaparak üç tiyatro oyununu sahneye taşıdı. Sahne onun için bir gösteri alanı değil; toplumla konuştuğu, sesini duyurduğu bir kürsüydü.

1973’te Baf Kurtuluş Lisesi’nden mezun oldu. Ardından 1974-1976 yıllarında İstanbul Araştırma Eğitim Enstitüsü’nde moda teknisyenliği eğitimi aldı. Fakat onun asıl tasarımı kıyafet değil, düşünceydi. O, toplumun aynasını tasarlıyordu.

Kıbrıs’tan Türkiye’ye, İngiltere’den Japonya’ya ve Makedonya’ya uzanan sergiler açtı. Çizgileri sınırları aştı. Karikatür dalında kazandığı ödüller, emeğinin ve sanat disiplininin sessiz birer nişanıydı.

Ama en büyük başarısı, halktan hiç kopmamasıydı.
Eserlerinde Kıbrıs insanı vardı.
Sokak vardı.
Günlük hayat vardı.
Ve o hayatın içinden süzülen ince bir mizah…

17 Şubat 2026’da aramızdan ayrıldığında, bir sanatçıdan fazlasını uğurladık.
Bir dönemin tanığını…
Bir kültür taşıyıcısını…
Bir toplumsal hafızayı…

Çünkü bazı sanatçılar yalnızca üretmez; yaşadıkları coğrafyanın ruhunu kayda geçirir.

Alper Susuzlu da işte böyle bir isimdi.
Bugün hâlâ bir karikatürdeki ince espride, bir sahne repliğinde ya da bir resmin sessizliğinde onun izine rastlamak mümkün.

Ve belki de onu anlatmanın en sade yolu şudur:

O, Kıbrıs’ın gülüşünü çizen adamdı.

Önceki
Önceki

Ahmet Tolgay’dan Alper Susuzlu’ya veda: “Komedi tiyatromuza otantiği getirdi”

Sonraki
Sonraki

Bazı dostluklar toprağa sığmaz… Bazı sanatçılar ölmez…