Dünyadan kopuk bir ada: Kuzey Sentinel

İnsanlık bugün Mars’a nasıl yerleşebileceğini, başka gezegenlerde nasıl yaşam kurabileceğini tartışıyor. Fakat aynı dünyada, modern yaşamla neredeyse hiçbir teması olmadan varlığını sürdüren bir topluluk bulunuyor.

Burası Kuzey Sentinel Adası.

Hindistan’a bağlı Andaman ve Nikobar Adaları arasında, Bengal Körfezi’nde bulunan bu küçük ada, dünyanın en izole topluluklarından biri olan Sentinellilerin evi.

Onların yaşam biçimleri hakkında bildiklerimiz oldukça sınırlı. Avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürdükleri biliniyor. Tarım yaptıklarına dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Dilleri ise dışarıdaki insanlar tarafından anlaşılabilmiş değil.

Ancak onları ilginç kılan yalnızca yaşam biçimleri değil.

Asıl dikkat çekici olan, dış dünyayla temas kurmayı ısrarla reddetmeleri.

Sentinellilerin atalarının, on binlerce yıl önce Afrika'dan Asya'ya gerçekleşen insan göçlerinin bir parçası olabileceği düşünülüyor. Uzun süreli izolasyonları nedeniyle kültürlerini büyük ölçüde kendi içlerinde sürdürmüş durumdalar.

Adanın dış dünya tarafından kayda geçirilen hikâyesi ise 18. yüzyıla kadar uzanıyor.

1771'de İngiliz Doğu Hindistan Şirketi adına bölgede bulunan John Ritchie, Kuzey Sentinel açıklarından geçerken kıyıda ışıklar gördüğünü kayıtlarına geçirdi.

Yaklaşık bir asır sonra yaşanan olay ise çok daha dramatikti.

1880'de İngiliz sömürge yöneticisi Maurice Vidal Portman ve beraberindekiler adaya çıktı. Ada sakinlerinden yaşlı bir çift ile dört çocuğu alarak Port Blair'e götürdüler. Yaşlı çift kısa süre içerisinde hastalanarak hayatını kaybetti. Çocuklar ise hediyeler verilerek yeniden adaya bırakıldı.

Bu olay, dış dünyayla kurulan temasların Sentinelliler açısından ne kadar tehlikeli olabileceğinin erken örneklerinden biri oldu.

Aradan yıllar geçti ama adanın dışarıya karşı tavrı değişmedi.

2004'te Hint Okyanusu'nda meydana gelen büyük deprem ve tsunami sonrasında bölgenin büyük kısmı felaketten etkilenmişti. Sentinellilerin hayatta olup olmadığını kontrol etmek amacıyla adanın üzerinde uçan helikopter ise beklenmedik bir cevap aldı.

Kıyıdan çıkan bir Sentinel savaşçısı, helikoptere doğru okunu doğrulttu.

 Mesaj oldukça açıktı:

“Biz buradayız. Ama yaklaşmayın.”

Benzer bir olay 2006 yılında yaşandı. Adanın yakınlarında yasa dışı şekilde avlanan iki balıkçının teknesi gece boyunca sürüklenerek kıyıya ulaştı. İki adam Sentinelliler tarafından öldürüldü. Cesetleri almak için bölgeye gönderilen helikopter de oklarla karşılandı.

Hindistan yönetimi bugün Sentinellilerle zorla temas kurulmasını engelliyor ve Kuzey Sentinel çevresine yaklaşılmasını ciddi biçimde kısıtlıyor. Bunun önemli nedenlerinden biri de izolasyon içinde yaşayan bu topluluğun dışarıdan taşınabilecek hastalıklara karşı savunmasız olabileceği endişesi.

Belki de Kuzey Sentinel'i bu kadar büyüleyici yapan tam olarak budur.

Dünyanın geri kalanı yapay zekâyı, uzay yolculuklarını ve başka gezegenlerde kurulacak şehirleri konuşurken, Bengal Körfezi'nin ortasındaki küçücük bir adada insanlar kendi dünyalarının sınırları içerisinde yaşamaya devam ediyor.

Ne gökdelenleri biliyorlar, ne sosyal medyayı, ne de dünyanın geri kalanındaki milyarlarca insanın nasıl yaşadığını…

Ve belki de daha ilginci şu:

Biz onlar hakkında bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz.

Onlarsa bizi tanımak istemiyorlar.

Önceki
Önceki

Sivrisinek ısırığı deyip geçmeyin: Batı nil virüsüne karşı basit önlemler

Sonraki
Sonraki

İnsanı özgürleştiren her zaman daha fazla eşyaya sahip olmak değildir…