Son 30 yılda iskoçya kıyılarında deniz memelisi ölümleri 8 kat arttı!

Son yıllarda İskoçya kıyılarında dramatik bir tablo gözleniyor: giderek daha fazla balina ve yunus, yaşamını kaybederek karaya vuruyor. Son 30 yılın verileri, bu ölümlerin sayısının şaşırtıcı biçimde yükseldiğini ortaya koyuyor. 1992’den 2022’ye kadar en az 5.147 deniz memelisi kıyıya vurdu. Bazı türlerde artış oranı yüzde 800’e kadar ulaştı.

Peki ne oluyor da bu görkemli canlılar yolunu kaybedip kıyılara vuruyor? Bilim insanlarının aklındaki baş şüpheli, insan faaliyetleri. Okyanus tabanını incelemek için yapılan sismik araştırmalar ve deniz taşımacılığıyla artan gürültü, balinaların ve yunusların yön bulma sistemini altüst ediyor olabilir. Bu türler, yolunu bulmak ve avlarını takip etmek için ekolokasyon adı verilen ses dalgalarına bağımlı. Gürültü kirliliği arttığında ise bu “doğal sonar” sistemi adeta bozuluyor.

Buna ek olarak, deniz suyunun ısınması ve ekosistemlerdeki değişimler de tabloyu ağırlaştırıyor. Balina avcılığının sona ermesi sayesinde bazı türler yeniden artışa geçmiş olsa da, bu kez de ağlara takılma ve gemilerle çarpışma gibi tehditler ölümleri artırıyor. Özellikle genç ve üreme çağındaki bireyler daha savunmasız durumda.

Bu yaz yaşananlar aslında bir uyarı niteliğinde. Sadece iki hafta içinde Kuzey Avrupa kıyılarında 36 balina kıyıya vurdu. Araştırmacılar bu tür olayların tek tek trajediler olmanın ötesinde, okyanusların içinde bulunduğu değişimin birer alarm zili olduğunu söylüyor.

Balina ve yunusların yaşamı, deniz ekosistemlerinin sağlığını doğrudan yansıtıyor. Onların başına gelenler, aslında tüm okyanusların ve dolaylı olarak insanlığın geleceğini ilgilendiriyor. Bilim insanları, daha iyi izleme sistemleri kurulması ve denizlerde insan kaynaklı baskının azaltılması gerektiğini vurguluyor.

Kısacası, İskoçya kıyılarında karaya vuran her balina ya da yunus, bize sessiz bir mesaj gönderiyor: Okyanusların geleceğini korumak için harekete geçmekten başka seçeneğimiz yok.

Önceki
Önceki

Fenerbahçe turu Lizbon'a bıraktı

Sonraki
Sonraki

Kadınların beyninde gizli bir iz: Alzheimer ve Omega-3 bağlantısı