Diploma mı? Vicdan mı?

Diploma mı? Vicdan mı?

Bir toplumun en çok övündüğü şey nedir?

Üniversite sayısı mı, mezun oranı mı, akademik unvanlar mı?

Peki ya vicdan?

Bugün elimizde sayısız diploma var. Çerçevelenmiş, duvarlara asılmış, özgeçmişlere eklenmiş. Ama sormamız gereken soru şu:

Diploma insanı iyi yapar mı, yoksa yalnızca yetkin mi?

Bir doktor düşünün; en iyi üniversiteden mezun olmuş ama hastasına bir insan olarak bakmayı unutmuş.

Bir öğretmen düşünün; pedagojik formasyonu tam ama öğrencisinin gözündeki korkuyu fark edemiyor.

Bir yönetici düşünün; stratejik zekâsı güçlü ama adalet duygusu zayıf.

O zaman mesele bilgi değil.

Mesele, bilginin hangi değerle taşındığı.

Eğitim sistemleri uzun yıllar boyunca “başarıyı” ölçmeye odaklandı. Notlar, sınavlar, yüzdelikler, dereceler…

Ama kimse “vicdan puanı” sormadı.

Oysa bir toplumun gerçek kalkınması, teknik donanımla değil; etik bilinçle mümkündür.

Diploma; öğrenilmiş bilgiyi temsil eder.

Vicdan; içselleştirilmiş değeri.

Diploma sizi bir meslek sahibi yapar.

Vicdan sizi insan yapar.

Bugün birçok genç, iyi bir kariyer için yarışıyor. Daha iyi maaş, daha iyi pozisyon, daha prestijli bir hayat…

Ama kimse şu soruyu yüksek sesle sormuyor:

“İyi insan olmayı ne zaman öğreneceğiz?”

Eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir. Eğitim; karakter inşa etmektir.

Bir çocuğa matematik öğretmek önemlidir. Ama adalet duygusunu öğretmek daha önemlidir.

Bir öğrenciye tarih öğretmek kıymetlidir. Ama geçmişte yapılan hataların neden tekrar edilmemesi gerektiğini öğretmek daha kıymetlidir.

Bugün diploma sahibi olup etik dışı davranan insanları gördüğümüzde şaşırıyoruz.

Oysa şaşırmamalıyız. Çünkü sistem, karakterden çok performansı ödüllendirdi.

Belki de artık sormamız gereken soru şudur:

Eğitim; bireyi hayata mı hazırlıyor, yoksa yalnızca rekabete mi?

Vicdan eğitimi, müfredata yazılamaz belki.

Ama sınıfın atmosferine yazılabilir.

Öğretmenin bakışına, yöneticinin kararına, ebeveynin tutumuna yazılabilir.

Bir toplumda diplomalar arttıkça adalet azalıyorsa, orada bir eksik vardır.

Çünkü gerçek eğitim; insanı güçlendirmek değil, insanlığı güçlendirmek içindir.

Belki de mesele diploma mı vicdan mı değildir.

Asıl mesele; diplomanın vicdanla taşınıp taşınmadığıdır.

Duvarlarımız diplomalarla dolu olabilir.

Ama kalplerimiz boşsa, o çerçevelerin hiçbir anlamı yoktur.

Son söz:

Diploma sizi görünür kılar.

Vicdan sizi değerli kılar.

Ve unutmayalım;

Tarih, yalnızca başarılıları değil, adil olanları da yazar…

Önceki
Önceki

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası "Stabat Mater Konserleri" verecek

Sonraki
Sonraki

Gazete Manşetleri - 21 Şubat 2026