Çocukların Dünyasına Yetişemeyen Yetişkinler…
Günümüzün en büyük çelişkilerinden biri şu:
Çocuklar hızla değişiyor, ama yetişkinler yerinde sayıyor. Teknoloji gelişiyor, dünya dönüşüyor, bilgi akışı çoğalıyor; fakat yetişkin zihni hâlâ eski alışkanlıkların, eski korkuların, eski kalıpların içinde sıkışıp kalmış durumda. Çocuklar çağa ayak uydururken, biz onlara ayak bağı olabiliyoruz.
Bugünün çocukları merak ediyor, sorguluyor, anlamaya çalışıyor; biz ise çoğu zaman onları susturuyor, sınırlandırıyor, 'büyüyünce anlarsın' diyerek geçiştiriyoruz. Oysa çocukların anlamadığı şey dünya değil, bizim neden onları anlamadığımız.
Yetişkinler olarak çocukların hızına, merakına, enerjisine, hayal gücüne yetişemiyoruz. Bazen teknolojide, bazen iletişimde, bazen de duygularda geride kalıyoruz. Çocukların dili değişmiş, ama biz hâlâ eski sözlükle konuşuyoruz.
Asıl mesele, çocukların bizi anlaması değil; bizim onları anlamaya niyet edip etmediğimizdir. Çocuğun dünyasına yaklaşmak; yüksekten bakmayı değil, çömelip göz hizasına inmeyi ister. Kural dayatmayı değil, rehber olmayı ister. Susmayı değil, dinlemeyi ister. Korkutmayı değil, güven vermeyi ister.
Bugün öğretmenler, anne babalar ve tüm yetişkinler için en büyük sınav, çocuklara bir şey öğretmek değil; çocuklardan bir şey öğrenebilmektir.
Çünkü çocuklar bize her gün, daha merhametli olmayı, daha dürüst olmayı, daha cesur olmayı ve en önemlisi, daha insan olmayı hatırlatır.
Belki de sorun, çocukların dünyasına yetişemememiz değil; kendi içimizdeki çocuğu çoktan unutmamızdır.