Sonra yıllar geçer ve o tanıdık cümle dökülür dudaklarından: “Zaman ne çabuk geçti…”

İnsan bir sabah aynaya bakar…
Saçlarının arasına düşmüş bir beyazı görür ve ürperir.
“Yaşlandım galiba” der.

Oysa insanı yaşlandıran saçındaki aklar değildir;
içinde eksilen heyecandır.
Biriktiremediği anılardır.
Cesaret edemediği adımlardır.

Takvim yaprakları düşer, evet…
Ama insan takvimle değil, kalbinin attığı anlarla yaş alır.

Bazıları vardır;
Daha gençken yorulmuştur hayattan.
Gözlerinde erken bir akşamüstü durur.
Her sabah aynı şikâyet, aynı korku, aynı “aman”larla başlar güne.
Yeni bir tat, yeni bir yol, yeni bir insan…
Hepsi ona tehdit gibi gelir.

Hayat kapısını usulca çalar,
o perdeyi sıkıca kapatır.

Sonra yıllar geçer ve o tanıdık cümle dökülür dudaklarından:
“Zaman ne çabuk geçti…”

Oysa zaman acele etmemiştir.
Sadece o, hayatın içine hiç yürümemiştir.

Bir de başka insanlar vardır…
Saçları bembeyaz olsa da kalbi rengârenktir.
Altmışında bile merak eder.
Yanlış sokakta kaybolur ama bir hikâye bulur.
Yanlış otobüse biner ama yeni bir insan tanır.
Dizleri sızlar belki…
Ama ruhu koşar, çocuk gibi koşar.

Gençken insan rezil olmaktan korkar.
“Ya gülerlerse?” diye susar.
Yaşlandığında ise aynı cümle boğazına düğümlenir:
“Keşke konuşsaydım…”

Gençken ölmekten korkarız,
yaş ilerledikçe yaşamaktan korkarız.
En çok da denemekten.

Asıl ihtiyarlık, merakın susmasıdır.
“Ben bilirim” demektir.
Gülmek yerine ciddiyete sığınmaktır.
Sevecekken gurur yapmaktır.

İnsanın önce beli değil,
cesareti eğilir.

Ve en çok yorulanlar koşanlar değildir aslında.
En çok yorulanlar, hep “bir gün” diyenlerdir.
“Bir gün gezerim…”
“Bir gün söylerim…”
“Bir gün mutlu olurum…”

O “bir gün” çoğu zaman hiç doğmaz.

Hayat çok sade bir öğretmendir.
Ya içine karışırsın ya kenarında oturursun.
Ya düşersin ya da düşmediğin için pişman olursun.

Gençliğin sırrı pahalı kremlerde değil,
spor salonlarında değil,
mucize diyetlerde hiç değil…

Gençlik;
biraz merak,
biraz cesaret,
bolca kahkaha
ve arada utanmadan saçmalayabilmektir.

Gerçekten yaşayan insanın yaşı olmaz.
Onun sadece anlatırken gözleri parlayan hikâyeleri vardır.

Önceki
Önceki

Ödüllü IV. Kamil Özay Şiir Yarışması’na başvurular devam Ediyor

Sonraki
Sonraki

Gazete Manşetleri - 1 Mart 2026