Bir Sessizliğin Adı: Adalet

Bazı kayıplar vardır; takvim yaprakları ilerlese de zaman onları yerinden oynatamaz. Bazı isimler vardır; söylendiğinde boğazda bir düğüm, kalpte ağır bir sızı bırakır. Ve bazı sessizlikler vardır ki, en çok adaletin geciktiği yerde yankılanır.

Adalet bazen yüksek sesle değil, bekleyerek sınanır. En çok da geride kalanların sabrıyla… Çünkü kaybedenler sadece sevdiklerini değil, güven duygusunu da toprağa verir. O andan sonra adalet, bir mahkeme salonundan çok vicdanlarda aranır.

Bir binanın yıkılması sadece betonun çökmesi değildir. İhmal çöker, sorumsuzluk çöker, “olmaz” denilen ihtimaller çöker. En çok da çocukların hayalleri… Spor çantaları yarım kalır, madalyalar sessizleşir, gelecek bir anda eksik kalır.

Adalet işte tam burada başlar. “Nasıl oldu?” sorusunu sormaktan vazgeçmediğimiz yerde. “Kader” diyerek susmadığımız, “olmuş” diyerek geçiştirmediğimiz yerde. Çünkü bazı kayıplar kader değildir; bazı yıkımlar tesadüf hiç değildir.

Adalet, sadece cezayla değil, yüzleşmeyle anlam kazanır. Sorumluluğu olanların isimleri netleşmeden, hatalar açıkça kabul edilmeden, vicdanlar rahatlamaz. Ve hiçbir anne, hiçbir baba, “en azından doğru olan yapıldı” demeden yasını tamamlayamaz.

Bugün adalet, bir grup çocuğun adında yaşıyor. Umutla büyüyen, ter döken, hayal kuran çocukların adında… Onlar artık aramızda değiller belki ama geride bıraktıkları soru hâlâ ayakta:

“Bundan sonra kimler korunacak?”

Adalet, kaybettiklerimizi geri getirmez. Ama yeni kayıpların önüne set olabilir. İşte bu yüzden adalet bir intikam değil, bir emanet meselesidir. Ve o emanet, unutmayanların omuzlarındadır.

#İsias ortak Davamız!

 

Önceki
Önceki

Gazete Manşetleri - 20 Ocak 2026

Sonraki
Sonraki

KÜB Kurumsal Akreditasyon Eğitim Çalıştayı gerçekleştirildi