GAÜ Akademisyeni Yrd. Doç. Dr. Gülbay; “Babaya itaat, devlete itaate dönüşmüştür.” aile teorisini yeniden yorumladı
Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Siyasal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Alper Gülbay, akademik veri tabanına sunduğu ‘Devletlerin Kökenine İlişkin Dair Bir Analiz; Aile Teorisinin Yeniden Değerlendirilmesi’ adlı makalesinde dikkat çeken yeni bulgulara yer verdi.
Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sosyal Bilimler Dergisi’nin Aralık 2025 özel sayısında yayınlanan makalesinde; Kültürel, tarihsel, coğrafi ve ekonomik etkenler dikkate alındığında, ailede, geniş ailede ve soyda “Babayı esas alan” topluluklarda, genellikle otoriter ve merkeziyetçi devlet yapılarının ortaya çıktığının görüldüğünü ve toplumsal ile siyasal yapı arasındaki karşılıklı etkileşimlerle de; babaya itaatin yerini, “devlete itaat” biçimine evrildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Gülbay; Ailenin itaat kültürü çerçevesinde örgütlenmesinin ise; Toplumun otoriteye alışmasına, sorgulamadan üst otoritenin buyruklarını benimsemesine zemin hazırlayarak, söz konusu otoriter devlet yapılarını meşrulaştırdığını da aktardı.
21’inci Yüzyılda Durum Ne?
Çalışmasında elde edilen bulgular doğrultusunda, aile içinde‘babaya boyun eğmeye’ dayalı hiyerarşik kültürün siyasal yapıya yansıdığını, aile teorisinin ise; özellikle ilk siyasal örgütlenmeler ve geleneksel toplumlar açısından açıklayıcı güce sahip olduğunu doğrulamış olduğuna da vurgu yaparak, günümüzde bu kavramın geçerliğine yönelik olarak oluşan tereddüte de değinen Yrd. Doç. Dr. Gülbay şu değerlendirmede bulundu: “Bu çalışma, devletlerin ortaya çıkışını açıklayan kuramlardan biri olan ‘Aile Teorisi’ni tarihsel ve teorik bağlamda yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çağımızda; Cinsiyet rollerindeki dönüşüm, dijitalleşme ve aileye alternatif sosyal örgütlenme biçimlerinin ortaya çıkması, geleneksel aile yapısının etkisini zayıflatmıştır. Değişim, çeşitlilik ve küreselleşme gibi olgular, aile temelli toplumsal kurgunun çözülmesine yol açmış; Bu nedenle, ‘aile soylarının birleşerek devlet oluşturduğu’ yönündeki klasik varsayım, günümüz toplumsal gerçekliğini açıklamada, yetersiz kalmıştır. Sonuç olarak bulgular, çalışmanın ikinci hipotezini de desteklemektedir: ‘Aile Teorisi’, modern devletin tarihsel gelişim sürecini açıklamakta ikna edici değildir. Teori, erken dönem siyasal oluşumları anlamada tarihsel ve kültürel bir değer taşımakla birlikte, modern devletin karmaşık toplumsal, ekonomik ve hukuksal dinamiklerini açıklamada sınırlı kalmaktadır. Bu yönüyle çalışma, aile teorisinin tarihsel geçerliliğini teyit ederken, modern siyasal yapılar açısından yetersizliğini de ortaya koymakta; böylece literatürde, teorinin yeniden konumlandırılmasına katkı sunmaktadır.”