6 Şubat: Zamanın durduğu gün, vicdanın başladığı yer…
Bazı tarihler vardır; takvimde sadece bir gün değildir. Bir kırılmadır. Bir milattır. Bir sessizliktir.
6 Şubat, saatlerin durduğu gündür.
O sabah sadece binalar yıkılmadı.
Bir çocuğun yarım kalan cümlesi,
Bir annenin sarılmaya uzanan kolu,
Bir babanın koruyamadığı için içinde büyüyen sessiz çığlığı da enkaz altında kaldı.
Toprak, o gün sadece sallanmadı.
Toprak, bize insanın ne kadar kırılgan, ne kadar fani, ne kadar birbirine muhtaç olduğunu hatırlattı.
Ve sonra…
Biz, isimleri sayıya dönüşenleri öğrendik.
Ama aslında hiçbir isim sayı değildi.
Her biri bir hikâyeydi.
Her biri bir hayat.
Her biri bir umut.
Ve o umutların içinde, bir grup çocuk vardı.
Onlar sadece sporcu değildi.
Onlar, hayalleri valizine sığmayan çocuklardı.
Onlar, bir okulun gururu, bir ülkenin geleceği, bir adanın kalbiydi.
Biz onlara artık bir isimle değil, bir anlamla sesleniyoruz:
Şampiyon Melekler.
Çünkü bazı çocuklar bu dünyadan gitmez.
Sadece gökyüzüne terfi eder.
Onlar, kazanmak için çıktıkları bir yolda, insanlığa en ağır dersi bıraktılar:
Adaletin gecikmemesi gerektiğini.
Bugün 6 Şubat.
Bir anma günü değil sadece.
Bir söz verme günü.
Unutmamaya söz verme günü.
Normalleşmemeye söz verme günü.
Eksilen her hayatın, bu dünyanın vicdanında bir sorumluluk olduğunu hatırlama günü.
Çünkü unutmak, ikinci bir kayıptır.
Bugün hâlâ bazı odalar yarım.
Bazı sofralarda sandalyeler boş.
Bazı anneler hâlâ “belki” kelimesine tutunuyor.
Ama bilsinler ki…
Onların çocukları sadece hatıra değil.
Onlar, bu toplumun vicdanıdır artık.
Ve vicdan, asla ölmez.
6 Şubat, bize bir şeyi öğretti:
Hayatın uzunluğu değil, bıraktığın izdir önemli olan.
Ve bazı izler, enkaz altında kalmaz.
Gökyüzüne yazılır.
Şampiyon Melekler’e…
Ve adı bilinen, bilinmeyen tüm kayıplara…
Söz veriyoruz:
Sizi unutmayacağız!